
D´Sage Göcek`i Mayıs 2022 tarihinde, burayı kendi yaşamları için özel villa olarak inşa etmiş İngiliz çift Susan ve Christopher´dan satın aldık. Bu güzel İtalyan mimarisi izlerini taşıyan villayı 2009 yılında inşa etmişler ve başlangıçta kendi ihtiyaçları doğrultusunda kullanmışlar ancak ilerleyen zaman içinde burayı ticari olarak misafirlerine de açmışlar. Konuklarını ağırladıkları gibi burada kendirine çok özel bir yaşam kurarak keyifli günler geçirmişler. Onlar Türkiye´den ayrılmaya karar verince, ben ve eşim Kamile uzun pazarlık ve bekleyişten sonra alış-verişi tamamlayarak burasını yaşamımızın merkezi haline getirdik.
Aldık ama bu projeye nerden başlamalıydık. Bina ile birlikte elimize nerdeyse hiç işlenmemiş daha çok köylünün keçilerinin merası olarak kullanılmış büyükçe bir arsa geçti. Bina konumsal olarak arazinin en uygun yerine konumlandırılmış ki yukardan kendi arazinize ve çevreye bakınca kendinizi kartal yuvasında hissediyorsunuz. Sırtınızı kuzey tarafında kalan Belenpınar sıra evlerine ve arkasındaki tepeye yaslamış, doğu, batı ve güney yönünün açıklığı size panoramik bir seyir keyfi veren bu araziyi işlemek gerekiyordu. Her şeyden önce kuzey yönünde binanın çevresini rahatlatmak ve yeni bir dinlenme ve bahçe alanı kazanmak için 10 gün boyunca çalışıldı ve hafriyat çalışması sonucunda ortaya ciddi miktarda taş çıktı. Bu taş kaynağını hemen değerlendirip teraslar ve komşu ile aramızdaki duvarlar oluşturuldu. On kişilik bir ekip sonbaharda günlerce duvar ördü. Hayatımda gördüğüm en taşlı ama en sağlam arazide çalışmak gerçekten sabır ve ciddiyet istiyordu. Teras ve çevre duvarı biter bitmez, Kasım 2022 de arazide ağaçlandırma çalışmasına başlandık. Arazinin kendi suyu olmadığı için şebeke suyu ile ağaç yetiştirmek pek akıl karı değildi. Kurak arazide ve bu bölgede yetişecek en iyi ağaçlar liste edildi ve sonuçta 80 adet zeytin, 42 adet incir, ceviz, dut, erik, armut, portakal limon, nar, badem, iğde, Firenk elması, yenidünya gibi ağaçları derken toplam dikilen ağaç sayısı 200 civarına ulaştı. Dikim öncesi yapılan araştırmada karşımıza kurak arazide ağaç yetiştirmek için özel tasarlanmış Ecobox dikim kutusu çıktı. Burayı özellikle anlatıyorum bu ECOBOX adı verilen ve ağacın su ihtiyacını besleyecek özel tasarım kutu olağanüstü bir keşif. (Ecobox hakkında internetten detaylı bilgi almanız mümkün, üretici firmanın sahibi içtenlikle tüm sorularınızı yanıtlıyor ve size yardımcı oluyor.) Ağaçların su ihtiyacını karşılayacak bu sistem bize ekolojik tarım yapma yolunda vazgeçilmezimiz oldu. Bir yandan ağaçlar dikiliyor diğer yandan lavanta, adaçayı ve kekik bahçesi oluşturuluyor, derken binada yapılan iç ve dış tadilatlarla 6-7 ay geçiverdi. Nihayet Mayıs 2023` te yaptıklarımız yavaş yavaş ortaya çıktı. Baharla birlikte bizim de heyecanımız arttı çünkü her yer yemyeşil ve kır çiçekleriyle bezendi. Gelincikler, papatyalar, sığırcık otu, sarılı morlu, beyazlı allı pullu bin bir türlü rengarenk kır çiçeği öyle bir elbise giydirdi ki tarlaya, bahçeye, ”İşte buydu aradığımız. ” dedik. Huzur, doğa, tertemiz hava ve etrafımızı sarmalayan yemyeşil bitki örtüsü. Kuşlar, böcekler, çekirgeler, kelebekler ortalıkta buranın müdavimleri.
Yaz ayı gelince bahar kendini kuraklığa bıraksa da biz yarattığımız bahçe ve çiçeklerle burayı gelin gibi süsledik. Her geçen gün büyüyen, gelişen bahçemizdeki güller, begonviller, portakal, limon, nar, özellikle buranın sembolü haline gelen yukka kaktüs ağaçları, sarmaşıklar, üzüm bağları ve birçok çiçek türleri burayı daha da özel kılıyor. Bizim için keyifle işlettiğimiz doğa içindeki mekanımızın size de keyif vermesi ana ilkemiz. Burada dinlenirken aynı zamanda tarımla iç içe olmanız yaşamınıza diğer konaklama tesislerinde kalıp dinlenmekten farklı bir anlam ve boyut katacağına inanıyoruz. Ada çayı demlerken dalından taze ada çayı koparmak, onun taze ve keskin kokusunu teneffüs etmek, lavanta bahçesindeki moru yeşili bir arada görüp birkaç dalını koparıp kitabınızın sayfalarından birisine yerleştirmek küçük bir şeydir ama yaşamı anlamlı kılan küçük ve güzel şeyler değil midir?
Bu ara biraz kendimiz hakkında bilgi vermek istiyoruz. Mimar ve Nefes Eğitmeni sevgili eşim Kamile Tan Taka, Ressam ve Yoga Eğitmeni ( Resim ve Yoga eğitimlerini İngiltere´de yaptı) ben Tanfer Taka, D´Sage Göcek´i yaşatmak ve misafirlerimizi konuk etme yolunun başındayız. (Tanfer Taka daha önce 30 yıl, 1993 yılından beri Huzur Vadisi Yoga İnziva Merkezini işletmiş ve Türkiye´de 1993 yılında ilk yoga inziva ve tatil yerini kurarak tüm dünyada Türkiye`de alternatif tatil yapma anlayışını başarıyla temsil ederek yıllarca yabancı yoga inziva gruplarına ev sahipliği yapmıştır.) D`Sage Göcek 30 yıllık turizm işletmeciliğinin getirdiği tecrübe ile Huzur Vadisi´nin bir devamı olarak işletmeye açıldı. Mimarlıktan emekli olan Kamile Hanımın titiz ve ince kişiliğinin yansımasını mekanın her yerinde, iç ve dış dekorasyonunda görmek mümkün. D`Sage Göcek, mimar ve ressam birlikteliğinin özel bir örneği. Duvarlardaki yağlı boya resimleri Tanfer Bey`e aitken yatak örtülerinin sadeliği, rahatlığı ve iç dekorasyon tamamen Kamile Hanıma aittir.
D ´Sage Göcek´te resim yapabilir, isterseniz Tanfer`in resim bilgilerinden yaralanarak bilmediğiniz yerlerde yardım alabilir, akdeniz bölgesine ait fauna ve florayı keşfederek patika ve orman yollarında yürüyüş yapabilirsiniz. Yakınımızda bulunan ve 1- 1.5 saatlik yürüyüş mesafesinde bulunan Likya uygarlığı kaya mezarlarına yapacağınız orman içi yürüyüşe Akdeniz Fethiye körfezinin eşsiz maviliği ve Toros sıra dağlarının bir parçası olan Baba dağ, Mendos dağı ve Ak dağlar size panoramik görüntüsüyle eşlik edecektir. Tabi ki Göcek beldesi merkezine de yürüyebilirsiniz. Burayı sizlerle paylaşarak yaşamak ve yaşatmak istiyoruz. Bizim oluşum hikayemiz bu; buradan adım adım ilerliyor, serpiliyor, gelişiyoruz. Bu yolculukta bize katkısı olan ve gelecekte yanımızda bizimle birlikte burayı yaşamak isteyen tüm insanlığa teşekkür ediyoruz. Konuğumuz olmanız bizi onurlandıracak ve mutlu edecektir. İster bireysel ister toplu ve grup olarak daima hoş geldiniz.
Sevgi ve iyilikle kalın.